Dünyada ve ülkemizde son derece popüler olan çizgi filmin sinema uyarlaması olan Son Hava Bükücü takip edenlerinin uzunca bekleyişlerinden sonra vizyona merhaba dedi. “Altıncı His”, “Ölümsüz”, “İşaretler“ ve “Köy” filmleriyle tanıdığımız Hintli yönetmen M. Knight Shyamalan beklentisi ve bütçesi yüksek filmin altına imzasını atıyor.
Mistik Olay ve Sudaki Kız filmleriyle popüleritesini kaybeden ve eleştiri oklarının hedefi olan yönetmen M. Knight Shyamalan bu sefer ondan görmeye alışık olmadığımız bir tarzla karşımızda. Eleştirilere son vermek isteyen yönetmen yüksek bütçeli ve bol efektli bir film olan Son Hava Bükücü’de de bu makus talihi yenemiyor ve böylesine güzel bir seri hikayeyi tabiri caizse heba ediyor.
Son Hava Bükücü takip edenlerinin çok iyi bildiği şekilde neşeli bir o kadarda derinlikli bir çizgi film. Fakat sinema uyarlamasında ilk dikkatimizi çeken unsur son derecede sıkıcı ilerleyen bir hikayeye sahip. Hikaye pek tabiki de çizgi filmde işlenen konularda alıntı fakat işleniş tarzıyla büyük bir hüsrana sebebiyet veriyor.
Takip etmeyenler için biraz konudan bahsedeyim. Dünya dört topluluğun bir denge içinde yaşadığı yerdir. Hava, su, toprak, ve ateş toplulukları adını aldıkları elementleri bükebilen insanlardan oluşur. Dengenin korunması ve düzenin bozulmaması sağlayan unsurlarda tarihten bu yana reankarne olan Avatar ve dört toplumun kutsal ruhları tarafından sağlanmaktadır.
Avatar’ın en büyük özelliği dört elementide bükebilmesi ve kutsal ruhlarla iletişime geçebilmesidir. Denge yeni Avatar’ın kaybolması üzerine bozulur. Diğer üç topluluğa savaş açan ateş toplumu dünyanın büyük kısmında egemen olmuş ve iktidarı eline almıştır. Tek korkuları Avatar’ın ortaya çıkması ve oluşturdukları korku imparatorluğunu bozmasıdır. Bu yüzden hava bükücü olduğu bilinen Avatar’ı her yerde arayıp etkisiz kılmaya uğraşırlar.
Film son hava bükücü olan Aang’ın su bükücü Katara ve ağabeyi Sokka tarafından bulunması ile başlar. Daha çocuk olmasına rağmen ustalıkla havayı bükebilen Aang aniden ezilen toplumlar içinde umut doğmasına neden olur. Öteki tarafta Avatar’ın ortaya çıkması ateş topluluğunun sürgündeki prensi Zuko ve prensin en büyük rakibi komutan Zhao arasında kıyasıya bir rekabete neden olur. Avatar’ı yakalmak, Prens Zuko için sürgünün bitmesi komutan Zhao içinse iktidara giden yoldur.
Diğerleri için taşıdığı anlamlar bu iken yeni Avatar olan Aang içinse iç çatışmalarla geçiyor. Geçmişte üstlenmekten kaçındığı görevin sonucu Dünya bir kaos ortamı almıştır ve birden kaçtığı görevin ortasında bulmuştur kendisini. Yeni konumuna Katara ve Sokka’ın yardımlarıyla alışmaya çalışmaktadır. Dengeyi sağlayabilmesi için diğer elementlerede hakim olması gereken Aang’ın film boyunca hayal kırıklıları ve olgunlaşma sürecini görüyoruz.
Son Hava Bükücü, her rastladığım zaman keyif alarak seyrettiğim bir çizgi film olmuştur. Fanatiği olmasamda derinlikli hikaye yapısı ve eğlenceli unsurları ile büyülü dünyasıyla beni içine çeken bu hikayenin filmini yaklaşık bir yıldır filmi bekleyenler arasındaydım. Sonunda imax teknolojisi ile filmi izleme şansı buldum fakat “2012” filminden sonraki hayal kırıklığımı yaşadım. Bunu söylememdeki en büyük amaç artık kullanan efektler milyonlarca dolar harcanan yapımları kurtarmaya yetmiyor. Özellikle James Cameron’un Büyülü dünyası ile tanıştıktan sonra görsel efektlerle seyirciyi etkilemek artık o kadarda kolay değil.
Evet film kimi güzel efektler sunuyor. Kısmi olarakta iyi kotarılmış savaş ve dövüş sahnelerini ihtiva ediyor. Fakat çizgi filmi bilmeyenler için bile kopuk ve düşük tempoda ilerliyor ve “offf” yeter hissi bütün filme hakim oluyor. Çizgi filmde bunca hikaye büyük bir tempo ve eğlenceyle anlatılıyor, derin muhabbetler bile bir çocuğun aymaz ve afacan halleriyle işleniyordu. Filmde ise o eğlenceli karakterler gitmiş yerine bir memleket kurtarma operasyonu ciddiyetinde ve neredeyse “Kurtlar Vadisi” havası hakim. Onca olay böylesine dizi durağanlığı içersinde ilerliyor.
Oyunculuklar için kayda değer bir yorumda bulunmak zor aslında. Tek aklımda kalan Slumdog Millioner filminden tanıdığımız ve Prens Zuko karakteriyle karşımızda olan Dev Patel. Prens Zuko’nun amcası rolüyle Shaun Toub’ta farklı duruşuyla filme ayrı bir netelik katıyor. Fakat diğer oyuncular M. Knight Shayamalan’ın kötü oyuncu yönetime kurban bir çizgide görünüyorlar.
Filmdeki bazı makyaj hataları, karakterlerin olduklarından farklı olmalarına sebebiyet veriyor. Evrensel bir film olsun diye tipolojik olarak değiştirdiği karakterler ile farklı milletlerin ortak bir hikayesi gibi gösterilmeye çalışılan hikaye bu samimi davranışı adeta Hintli hegomanyası altına girmesiyle şüphe uyandırıyor..
Bunca lakırdıdan sonra çizgi filmin takipçileri yinede sinemada bir seyredeyim ben karar vereyim diyenleri varsa en azından beklentilerini en alt seviyede tutmalarını tavsiye ederim. Bu hikayeyi bilmeyenler içinse vaktinizi boşuna harcamayın diyebilirim. Herhalde yönetmen ilkinden daha iyi olan bir devam filmi çekmenin derdi tasası içine girmiş. Yoksa hiç bir şekilde bu sıkıcılığın izahı yok özelliklede Son Hava Bükücü gibi efsane olmuş bir hikayenin filmi için. Son olarak filmi üç boyutlu seyretmenin hiç bir avantajı yok paranızı harcıyorsunuz maden cebinizden daha fazlasının çıkmasına gerek yok.
Mehmetali Batmaz