Bir gündü ılıkca esen güzel bir günde vapurun iskeleye yanaştığını gören adam keyifle sigarasından son nefesi çekti ve
ayağa kalkıp vapura doğru yürümeye başladı. Vapura binmeden önce elinde kalan izmariti kenarda duran ayaklı kül tablasında söndürdü. Vapurda korkuluklarının yanında üzerinde ışıltıların dans ettiği denize bakıyordu. Motorun sesiyle birlikte vapurun kenarından deniz beyaz köpükler halinde dönmeye başladı. Sakin sakin güzergahında ilerken vapur adam koltuğunun altında bulunan kağıda sarılı simidi önce kağıdından kurtardı sonra küçük parçalar halinde martılara atmaya başladı. Martılar adamın attıklarını kah havada yakalıyor kah denizin üzerinden topluyorlardı. Karnı doyduğu anlaşılan bir martı belkide dinlenmek amaçlı vapurun korkuluklarının yanına adamımızın yakınına konuverdi. Adam kafasını martıya dönüp merhaba dedi. Martı selamı almış olacak ki semaya neşeli uçuşuna geri döndü ve adam bir ritüel havasında bölünmüş simitleri denize atmaya devam etti.
Mehmetali Batmaz